Trabzonun Of ilçesi merkezli yaşanan olay “Of tufanı” veya “Of kıyameti” diye de bilinir..
Olay 1929 yılı Temmuz ayında yaşanmıştır. Dağların ve dere yataklarının yer değiştirdiği, pek çok köyün kilometrelerce öteye kaydığı, kimilerine göre binlerce insanın kaybolduğu anlatılır. Hakkında destanlar yazılmıştır. Ankara hükümeti olayı çok geç öğrenmiştir. Yardım gemileri, selin yerlerinden söküp limana yığdığı ağaç ölülerinden kıyıya yanaşamamıştır. Denizin kıyıdan 4 km boyunca ölü ağaçlarla dolu olduğu kayıt altındadır…
ÇOK UZUN OLAN AĞITTAN SADECE BİR BÖLÜM AŞAGIDADIR
Ne kadar şiddetli afat
Devam etti elli saat
Millette kalmadı neşat
Can korkusu sezilmiştir
Yekün millet hayret oldu
Hepsinin benizi soldu
Bu ne müthiş seller oldu
Nuh tufanı ad almıştır
Bakıyorlar bu afeti
Düşünürler felaketi
Anladılar kıyameti
Hiç şüphesi yok kopmuştur.
Öyle olaylar vardır ki, meydana geldikten bir süre sonra unutulur. Oysa olay birçok konuda ibret vericidir. Bu nedenle gelecek nesillere aktarılması gerekir.
Türkiye’de Cumhuriyet ve öncesi yıllarda okur-yazar oranı az olması, bilenlerin yazma konusunda yeterli donanıma sahip olmaması nedeniyle birçok olay kayda geçmemiştir. Olayı yaşayanlar ömürlerini tamamladığında bildikleriyle birlikte toprağa gömüldüler.
*Asım Efendi, Görele´deki akrabalarına 21 Temmuz 1929 tarihinde yazdığı mektupta felaket hakkında şöyle der: *
(Muhittin Yıldırım, 13.03.1996, Balgat—Ankara)
“…. Bu dünyanın hiç hükmi yoktur. Bir hafta zarfında Of kazasını mahvu perişan etti.
Of’un çok nüfusu ilmu irfanı servetü samanı Karadeniz’de bir daha yokdi. Cenabu Allah 24 saatte mahvu perişan etti.
6 Temmuzda bir gün bir gece yağan yağmur ve yerlerin dağ ve taşlardan çıkan sulari Nuh Aleyhisselam’ın zamanı gibi oldu. Of’un en büyük ve zengin köyleri Zisino 450 hane, Zeno 500 hane, Zeleka, Holaysa, Kadahor nahiyesi 700 haneye yakın, Hopşera ve Şur 800 hane, Holo köyleri 25 muhtarlıktır. Bunların arazileri yüzde 80 gitti. Kalan 20´den de bir şey anlaşılmaz.
Hane, değirmen, dükkân 2000 den çok nufus 5 altı yüz kadar boğazda hiç bir pazar kalmadı. Bildiğimiz Kadahor ve Hadi pazarları belirsiz oldu. Köprü, cami kâmilen gitmiştir. Elhasıl su, Celal Efendinin hanesine kadar çıktı…
Merhum amcalarımızın aşari olan taş köprüyü de aldı. Merkezden Hadiya kadar pazar mevkii kalmamıştır. Paçan ile Mimilosta çok zayiat da yok. Lehul hamd akrabamızdan nufus zayiatı yoktur, yaylalarda bulundular. Of kazası 80.000 nufustur. Tahminen 50.000´i hicrete hazırlanıyor. Zeno köyü camii şerifi 11 kubbeli İstanbul’da emsali yok idi. Dereden camiye kadar 4 saat üstünden aşağı iki saat köyün başında yoroz dağı gibi bir dağ var idi. Yarilup cami ve köyü önüne katıp dereye indirdi. Köylerde komşudan komşuya gitmeye imkân yoktur.
Irmaklar iki minare derinluğinde 20 dakika mesafede ehali birbirinden haberdar değil.
Elan (hali hazırda) da olamadi. Bugün Paçan muhtarı Sürmene yoli ile Of’a geldi. İşte Paçan ve Mimilostan bir parça izahat aldım. Ekseri konak ve haneler taş üzere altından su kaynayıp haneyi uçurdi bazısı da aşağı geçdi. 11 kubbeli camide 50 kişi yatsı namazını kılıyordu bir takımları da camide kumar oynuyordu. Öylece sel onları aldı getirdi.
Yazar: Yavuz Tellioğlu
Ülkemizde Öncelikle Rize,Kastamonu,Sinop illerimizde olmak üzere Sel ve Heyelan ve Sonrasında Çıkan yangın afetlerinde hayatlarını kaybeden vatandaş ve görev şehitlerine Allahtan rahmet diliyoruz.Ülkemizin başı sağ olsun Allah her türlü afetlerden ülkemizi ve müslaman kardeşlerimizi korusun.
Ağaçseven Dernek Yönetim Kurulu
